![]()
![]()
Hilary Duff, Houston, Teksas'ta doğdu. İç mimar olan Susan Coleen Duff ile işletmeci Bob Erhard Duff'ın ikinci kızıdır. Anne Susan Duff, Hilary'ye, ablası Haylie Duff gibi küçük yaşlarda oyunculuk dersleri aldırmaya başladı. Bu derslerin ardından, iki kardeş çeşitli küçük, bölgesel tiyatro projelerinde yer aldı. Hilary altı, ablası Hailey sekiz yaşındayken bu ikili San Antonio'da Fındıkkıran Balesi'nde rol aldı. Ardından profesyonel oyunculuk fikri ikisine de çekici gelmeye başladı ve sonunda anneleri ile Kaliforniya'nın yolunu tuttular. Bob Erhard Duff, işlerini Kaliforniya'dan organize edemeyeceğini düşünerek Houston'da kalmayı tercih etti.[4]. Duff kardeşler burada da hemen fark edildi ve birkaç sene içinde bazı televizyon dizilerinde boy göstermeye başladılar.
Daha sonra Duff, bir televizyon dizisi olan The Soul Collector'de yardımcı bir rol ile izleyenlerin karşısına çıktı. Film, bir Kathleen Kane romanından uyarlanmıştı ve başroldeki Bruce Greenwood, kocası yeni ölmüş, çiftçilik yapan bir kadına (Melissa Gilbert) melek olarak yardım ediyordu. Bu filmin yayınlandığı yıl Hilary Duff, "Bir Televizyon Filmindeki En iyi Yardımcı Genç Kadın Oyuncu" ödülüne layık görüldü. 2000 yılında NBC'de yayınlanan Daddio adlı dizide oynadı. Dizinin başrolünde oynayan Michael Chiklis: ”Hilary'yi ilk bölümde oynarken gördüğümde yanımdakilere döndüm ve bu kız ileride çok iyi bir film yıldızı olacak dedim. Çünkü bu yaşta bile tecrübeli bir oyuncu kadar rahat." diyerek genç kızın ne kadar parlak bir geleceği olacağını söylemiştir.[5]
Daddio'nun yayından kalkmasından önce Duff'ın dizi kadrosundan çıkarılması onu çok etkiledi ve bu olay onu film kariyerine devam etme konusunda karamsarlığa ve isteksizliğe itti. Gelen teklifleri değerlendirmek istemese de menajeri ve annesinin teşvikleri sonucunda, Lizzie McGuire adlı bir aile-komedi dizisinde başrol oyuncusu olarak yer aldı.
Bu dizide Hilary, beceriksiz ve sıradan, genç kızlığa adım atmakta olan bir ortaokul öğrencisini canlandırıyordu. Dizideki diğer oyuncular Adam Lamberg,Lalaine, Jake Thomas, Clayton Snyder, Ashlie Brillault, Robert Carradine, ve Hallie Todd gibi isimlerdir. Lizzie McGuire, ilk kez 12 Haziran 2001'de Disney Kanalı'nda yayınlandı ve her bölümde yaklaşık 2-3 milyon seyirciye ulaşmayı başardı.[5] Bu yüksek izlenme oranları, Duff'ın kariyerinin önemli bir noktasını oluşturdu; çünkü 7-14 yaşları arasında olan birçok çocuk onu idolü olarak benimsemişti; bu da Hilary'yi çok sevindiriyordu. Bütün bunlar sinema yapımcılarının gözünden kaçmadı ve 65 bölümlük bir devam kontratı daha yapılmasına karar verildi. Fakat sonra bununla ilgili bir film yapmanın daha iyi olacağı düşünülüp; Lizzie McGuire:The Movie (İtalya'da Aşk) adlı film çekildi.(bkz.Lizzie McGuire (film)).[5]
Duff, 2002 yılında Human Nature adlı filmde rol aldı. Film, Cannes ve Sundance film festivallerinde gösterildi ve eleştirmenlerden iyi not aldı.[8] Film Charlie Kaufman tarafından yazılmıştı ve yönetmeni Michel Gondry idi. Duff bu filmde, başrolde yer alan ve bir hümanisti canlandıran Patricia Arquette'in gençlik yıllarını oynadı.
2002 yılında Christy Carlson Romano ve Gary Cole'un oynadığı Cadet Kelly adlı filmde yer aldı. Bu film de sadece televizyon için yapılmıştı ve Disney kanalında yayınlandı.
Duff'ın uzun metrajlı bir filmdeki ilk büyük rolü, Agent Cody Banks filmiyle oldu. Film, 2003'te yayınlandı ve başrolünde Frankie Muniz bulunuyordu. Hilary Duff bu filmde iyi bir performans göstermiş ancak devam filminde yer almamıştır.
2003 yılının sonlarına doğru, başrolünü Steve Martin ve Bonnie Hunt'ın üstlendiği Cheaper by the Dozen adlı aile filminde, oniki çocuklu bir ailenin bir çocuğu rolüyle yer aldı. Bir devam filmi çekilse de, film hem eleştirmenler tarafından ağır biçimde eleştirildi, hem de hasılat açısından bekleneni veremedi.
2004 yılında Duff, Charles Perrault'un bir masalı olan Külkedisi'nin modern versiyonu Bir Külkedisi Masalı adlı filmde başrol oynadı. Film dünya çapında yaklaşık 75 milyon dolarlık hasılat yaptı.[9]. Sonraki yıl ilk kez dram türünde bir filmde başrol oynadı. Raise Your Voice, hakkındaki yorumlarda Duff'ın önceki rollerinden daha ağır bir rolle izleyicinin karşısına çıktığı belirtildi. Ardından Las Vegas Weekly adlı dergi, filmi çok ağır bir biçimde eleştirdi. Dergide, Duff'ın kötü oyunculuğu, kötü şarkıcılığı, kötü bir senaryo ve yönetmenle birleşince ortaya gerçekten zaman kaybı niteliğinde bir film ortaya çıkmış şeklinde cümleler yer almıştır.[10][11][12]Raise Your Voice adlı filmde Duff'ın şarkıcılığı daha ön plandaydı. Bu sefer ise sesinin bilgisayar ile oynanarak düzeltildiği iddia edildi ve filmdeki performansı, Hilary'e ilk Altın Ahududu adaylığını getirdi.[13] (Altın Ahududu, yılın en kötülerine verilen bir ödüldür.) Film dünya çapında 13.573.284 $ hasılat yaparak Hilary Duff'ın en az başarı kazanan filmi oldu.[14]
2005'te Hilary Duff, The Perfect Man adlı filmde kocasından yeni boşanmış, New York'a taşınıp bunalımlı bir biçimde aşkı arayan bir kadının, büyük kızını canlandırdı. Filmin fragmanları, eleştirmenler tarafından çok olumsuz karşılanmıştı, nitekim film, yapımcılarını box ofis listelerinde tam bir hayal kırıklığına uğrattı. Zaten filmin hasılatı da bu düş kırıklığını yansıtmaktaydı. Filmin yalnızca yaklaşık 19 milyon dolar hasılatı vardı.[15] O yıl Duff, Altın Ahududu ödülüne tekrar aday gösterildi.[16] Hilary Duff, Madonna'nın sahibi olduğu Maverick isimli film yapım şirketi ile bir film daha çekti. Yönetmeni Martha Coolidge olan bu film, öteki filmlerden biraz daha farklıydı. Çünkü, Hilary başrolü bu kez ablası Hailey Duff ile paylaşıyordu. Filmin konusu ise çok zengin olan iki kız kardeşin hayatı idi. Bu film de ona 24 Haziran 2007'de yapılacak olan Altın Ahududu ödüllerinde 2 adaylık kazandırdı.[17] Duff kardeşler, 2007'de vizyona girecek olan olan animasyon türündeki Foodfight! adlı filmin seslendirmesini yaptılar.
Hilary Duff, Houston, Teksas'ta doğdu. İç mimar olan Susan Coleen Duff ile işletmeci Bob Erhard Duff'ın ikinci kızıdır. Anne Susan Duff, Hilary'ye, ablası Haylie Duff gibi küçük yaşlarda oyunculuk dersleri aldırmaya başladı. Bu derslerin ardından, iki kardeş çeşitli küçük, bölgesel tiyatro projelerinde yer aldı. Hilary altı, ablası Hailey sekiz yaşındayken bu ikili San Antonio'da Fındıkkıran Balesi'nde rol aldı. Ardından profesyonel oyunculuk fikri ikisine de çekici gelmeye başladı ve sonunda anneleri ile Kaliforniya'nın yolunu tuttular. Bob Erhard Duff, işlerini Kaliforniya'dan organize edemeyeceğini düşünerek Houston'da kalmayı tercih etti.[4]. Duff kardeşler burada da hemen fark edildi ve birkaç sene içinde bazı televizyon dizilerinde boy göstermeye başladılar.
Hilary Duff'ın ilk rolleri küçük rollerdi. İlk olarak, Hallmark adlı şirketin, True Women adlı mini dizisinde rol aldı. Ayrıca, yönetmen ve senarist Willard Caroll'ın Playing by Heart adlı filminde oynadı. Başrol olarak ilk yapımı ise genç cadı Wendy rolünü canlandırdığı Casper Meets Wendy filmi oldu. Bunun devamında yine Casper filmlerinde yer aldı. Bu filmler Casper ve Casper: A Spirited Beginning'dir.
Daha sonra Duff, bir televizyon dizisi olan The Soul Collector'de yardımcı bir rol ile izleyenlerin karşısına çıktı. Film, bir Kathleen Kane romanından uyarlanmıştı ve başroldeki Bruce Greenwood, kocası yeni ölmüş, çiftçilik yapan bir kadına (Melissa Gilbert) melek olarak yardım ediyordu. Bu filmin yayınlandığı yıl Hilary Duff, "Bir Televizyon Filmindeki En iyi Yardımcı Genç Kadın Oyuncu" ödülüne layık görüldü. 2000 yılında NBC'de yayınlanan Daddio adlı dizide oynadı. Dizinin başrolünde oynayan Michael Chiklis: ”Hilary'yi ilk bölümde oynarken gördüğümde yanımdakilere döndüm ve bu kız ileride çok iyi bir film yıldızı olacak dedim. Çünkü bu yaşta bile tecrübeli bir oyuncu kadar rahat." diyerek genç kızın ne kadar parlak bir geleceği olacağını söylemiştir.[5]
Daddio'nun yayından kalkmasından önce Duff'ın dizi kadrosundan çıkarılması onu çok etkiledi ve bu olay onu film kariyerine devam etme konusunda karamsarlığa ve isteksizliğe itti. Gelen teklifleri değerlendirmek istemese de menajeri ve annesinin teşvikleri sonucunda, Lizzie McGuire adlı bir aile-komedi dizisinde başrol oyuncusu olarak yer aldı.
Hilary Duff, Houston, Teksas'ta doğdu. İç mimar olan Susan Coleen Duff ile işletmeci Bob Erhard Duff'ın ikinci kızıdır. Anne Susan Duff, Hilary'ye, ablası Haylie Duff gibi küçük yaşlarda oyunculuk dersleri aldırmaya başladı. Bu derslerin ardından, iki kardeş çeşitli küçük, bölgesel tiyatro projelerinde yer aldı. Hilary altı, ablası Hailey sekiz yaşındayken bu ikili San Antonio'da Fındıkkıran Balesi'nde rol aldı. Ardından profesyonel oyunculuk fikri ikisine de çekici gelmeye başladı ve sonunda anneleri ile Kaliforniya'nın yolunu tuttular. Bob Erhard Duff, işlerini Kaliforniya'dan organize edemeyeceğini düşünerek Houston'da kalmayı tercih etti.[4]. Duff kardeşler burada da hemen fark edildi ve birkaç sene içinde bazı televizyon dizilerinde boy göstermeye başladılar.
Hilary Duff'ın ilk rolleri küçük rollerdi. İlk olarak, Hallmark adlı şirketin, True Women adlı mini dizisinde rol aldı. Ayrıca, yönetmen ve senarist Willard Caroll'ın Playing by Heart adlı filminde oynadı. Başrol olarak ilk yapımı ise genç cadı Wendy rolünü canlandırdığı Casper Meets Wendy filmi oldu. Bunun devamında yine Casper filmlerinde yer aldı. Bu filmler Casper ve Casper: A Spirited Beginning'dir.
Daha sonra Duff, bir televizyon dizisi olan The Soul Collector'de yardımcı bir rol ile izleyenlerin karşısına çıktı. Film, bir Kathleen Kane romanından uyarlanmıştı ve başroldeki Bruce Greenwood, kocası yeni ölmüş, çiftçilik yapan bir kadına (Melissa Gilbert) melek olarak yardım ediyordu. Bu filmin yayınlandığı yıl Hilary Duff, "Bir Televizyon Filmindeki En iyi Yardımcı Genç Kadın Oyuncu" ödülüne layık görüldü. 2000 yılında NBC'de yayınlanan Daddio adlı dizide oynadı. Dizinin başrolünde oynayan Michael Chiklis: ”Hilary'yi ilk bölümde oynarken gördüğümde yanımdakilere döndüm ve bu kız ileride çok iyi bir film yıldızı olacak dedim. Çünkü bu yaşta bile tecrübeli bir oyuncu kadar rahat." diyerek genç kızın ne kadar parlak bir geleceği olacağını söylemiştir.[5]
Daddio'nun yayından kalkmasından önce Duff'ın dizi kadrosundan çıkarılması onu çok etkiledi ve bu olay onu film kariyerine devam etme konusunda karamsarlığa ve isteksizliğe itti. Gelen teklifleri değerlendirmek istemese de menajeri ve annesinin teşvikleri sonucunda, Lizzie McGuire adlı bir aile-komedi dizisinde başrol oyuncusu olarak yer aldı.
Bu dizide Hilary, beceriksiz ve sıradan, genç kızlığa adım atmakta olan bir ortaokul öğrencisini canlandırıyordu. Dizideki diğer oyuncular Adam Lamberg,Lalaine, Jake Thomas, Clayton Snyder, Ashlie Brillault, Robert Carradine, ve Hallie Todd gibi isimlerdir. Lizzie McGuire, ilk kez 12 Haziran 2001'de Disney Kanalı'nda yayınlandı ve her bölümde yaklaşık 2-3 milyon seyirciye ulaşmayı başardı.[5] Bu yüksek izlenme oranları, Duff'ın kariyerinin önemli bir noktasını oluşturdu; çünkü 7-14 yaşları arasında olan birçok çocuk onu idolü olarak benimsemişti; bu da Hilary'yi çok sevindiriyordu. Bütün bunlar sinema yapımcılarının gözünden kaçmadı ve 65 bölümlük bir devam kontratı daha yapılmasına karar verildi. Fakat sonra bununla ilgili bir film yapmanın daha iyi olacağı düşünülüp; Lizzie McGuire:The Movie (İtalya'da Aşk) adlı film çekildi.(bkz.Lizzie McGuire (film)).[5]
Duff, bazı televizyon yapımlarında da küçük roller ile yer aldı. 2000 yılında konuk oyuncu olarak katıldığı Chicago Hope adlı dizinin bir bölümünde hasta bir çocuğu canlandırdı.[6] 2003'de George Lopez adlı dizinin bir bölümünde makyaj malzemeleri satan bir karakteri canlandırdı. Ardından 2005'te dizideki karakterlerden birinin şair bir arkadaşı rolüyle dizide konuk oyuncu olarak yer aldı. Kardeşi ile beraber 2003 ylılında Amerikan Dreams adlı dizinin bir bölümünde yine konuk oyuncu olarak yer aldı. 2005 yılında Joan of Arcadia adlı dizide ana karakterin sınıf arkadaşı rolü ile izleyenlerin karşısına çıktı. Most Wanted turnesinin Mexico konserindeki bir performansı ile Rebelde adlı bir dizide de yer aldı. 2007 yılında da The Andy Milonakis Show adlı komedi dizisinin üçüncü sezonunun bir bölümünde oynadı.[7]
Duff, 2002 yılında Human Nature adlı filmde rol aldı. Film, Cannes ve Sundance film festivallerinde gösterildi ve eleştirmenlerden iyi not aldı.[8] Film Charlie Kaufman tarafından yazılmıştı ve yönetmeni Michel Gondry idi. Duff bu filmde, başrolde yer alan ve bir hümanisti canlandıran Patricia Arquette'in gençlik yıllarını oynadı.
2002 yılında Christy Carlson Romano ve Gary Cole'un oynadığı Cadet Kelly adlı filmde yer aldı. Bu film de sadece televizyon için yapılmıştı ve Disney kanalında yayınlandı.
Duff'ın uzun metrajlı bir filmdeki ilk büyük rolü, Agent Cody Banks filmiyle oldu. Film, 2003'te yayınlandı ve başrolünde Frankie Muniz bulunuyordu. Hilary Duff bu filmde iyi bir performans göstermiş ancak devam filminde yer almamıştır.
2003 yılının sonlarına doğru, başrolünü Steve Martin ve Bonnie Hunt'ın üstlendiği Cheaper by the Dozen adlı aile filminde, oniki çocuklu bir ailenin bir çocuğu rolüyle yer aldı. Bir devam filmi çekilse de, film hem eleştirmenler tarafından ağır biçimde eleştirildi, hem de hasılat açısından bekleneni veremedi.
2004 yılında Duff, Charles Perrault'un bir masalı olan Külkedisi'nin modern versiyonu Bir Külkedisi Masalı adlı filmde başrol oynadı. Film dünya çapında yaklaşık 75 milyon dolarlık hasılat yaptı.[9]. Sonraki yıl ilk kez dram türünde bir filmde başrol oynadı. Raise Your Voice, hakkındaki yorumlarda Duff'ın önceki rollerinden daha ağır bir rolle izleyicinin karşısına çıktığı belirtildi. Ardından Las Vegas Weekly adlı dergi, filmi çok ağır bir biçimde eleştirdi. Dergide, Duff'ın kötü oyunculuğu, kötü şarkıcılığı, kötü bir senaryo ve yönetmenle birleşince ortaya gerçekten zaman kaybı niteliğinde bir film ortaya çıkmış şeklinde cümleler yer almıştır.[10][11][12]Raise Your Voice adlı filmde Duff'ın şarkıcılığı daha ön plandaydı. Bu sefer ise sesinin bilgisayar ile oynanarak düzeltildiği iddia edildi ve filmdeki performansı, Hilary'e ilk Altın Ahududu adaylığını getirdi.[13] (Altın Ahududu, yılın en kötülerine verilen bir ödüldür.) Film dünya çapında 13.573.284 $ hasılat yaparak Hilary Duff'ın en az başarı kazanan filmi oldu.[14]
2005'te Hilary Duff, The Perfect Man adlı filmde kocasından yeni boşanmış, New York'a taşınıp bunalımlı bir biçimde aşkı arayan bir kadının, büyük kızını canlandırdı. Filmin fragmanları, eleştirmenler tarafından çok olumsuz karşılanmıştı, nitekim film, yapımcılarını box ofis listelerinde tam bir hayal kırıklığına uğrattı. Zaten filmin hasılatı da bu düş kırıklığını yansıtmaktaydı. Filmin yalnızca yaklaşık 19 milyon dolar hasılatı vardı.[15] O yıl Duff, Altın Ahududu ödülüne tekrar aday gösterildi.[16] Hilary Duff, Madonna'nın sahibi olduğu Maverick isimli film yapım şirketi ile bir film daha çekti. Yönetmeni Martha Coolidge olan bu film, öteki filmlerden biraz daha farklıydı. Çünkü, Hilary başrolü bu kez ablası Hailey Duff ile paylaşıyordu. Filmin konusu ise çok zengin olan iki kız kardeşin hayatı idi. Bu film de ona 24 Haziran 2007'de yapılacak olan Altın Ahududu ödüllerinde 2 adaylık kazandırdı.[17] Duff kardeşler, 2007'de vizyona girecek olan olan animasyon türündeki Foodfight! adlı filmin seslendirmesini yaptılar.
Bu dizide Hilary, beceriksiz ve sıradan, genç kızlığa adım atmakta olan bir ortaokul öğrencisini canlandırıyordu. Dizideki diğer oyuncular Adam Lamberg,Lalaine, Jake Thomas, Clayton Snyder, Ashlie Brillault, Robert Carradine, ve Hallie Todd gibi isimlerdir. Lizzie McGuire, ilk kez 12 Haziran 2001'de Disney Kanalı'nda yayınlandı ve her bölümde yaklaşık 2-3 milyon seyirciye ulaşmayı başardı.[5] Bu yüksek izlenme oranları, Duff'ın kariyerinin önemli bir noktasını oluşturdu; çünkü 7-14 yaşları arasında olan birçok çocuk onu idolü olarak benimsemişti; bu da Hilary'yi çok sevindiriyordu. Bütün bunlar sinema yapımcılarının gözünden kaçmadı ve 65 bölümlük bir devam kontratı daha yapılmasına karar verildi. Fakat sonra bununla ilgili bir film yapmanın daha iyi olacağı düşünülüp; Lizzie McGuire:The Movie (İtalya'da Aşk) adlı film çekildi.(bkz.Lizzie McGuire (film)).[5]
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı







Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
![[billuryazgan9ay7.jpg]](http://bp3.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RaK5A2wws-I/AAAAAAAAAOs/YnvkMkxibrk/s1600/billuryazgan9ay7.jpg)
![[billuryazgan8dx4.jpg]](http://bp1.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RaK45Wwws9I/AAAAAAAAAOk/x5e6x7dcLjM/s1600/billuryazgan8dx4.jpg)
![[billuryazgan7vc9.jpg]](http://bp3.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RaK4v2wws8I/AAAAAAAAAOc/fn5gyyf-bQ0/s1600/billuryazgan7vc9.jpg)
![[billuryazgan21rv7wm8.jpg]](http://bp2.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RaK4pmwws7I/AAAAAAAAAOU/tGaWHyeWtRk/s1600/billuryazgan21rv7wm8.jpg)
![[billuryazgan6qq3.jpg]](http://bp1.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RZpmOeGsmMI/AAAAAAAAAIs/SqjTFNOZBUg/s1600/billuryazgan6qq3.jpg)
![[billuryazgan5ma4.jpg]](http://bp0.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RZpmIOGsmLI/AAAAAAAAAIk/HbbWgDggyUc/s1600/billuryazgan5ma4.jpg)
![[billuryazgan4px0.jpg]](http://bp0.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RZpmCOGsmKI/AAAAAAAAAIc/7EcBoWnAqgk/s1600/billuryazgan4px0.jpg)
![[billuryazgan3ni7.jpg]](http://bp0.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RZpl8OGsmJI/AAAAAAAAAIU/QbvBavBaM34/s1600/billuryazgan3ni7.jpg)
![[billuryazgan2bl8.jpg]](http://bp2.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RZpl2uGsmII/AAAAAAAAAIM/f4ksKVt137I/s1600/billuryazgan2bl8.jpg)
![[billuryazgan1gk7.jpg]](http://bp2.blogger.com/_82Xjmgk31sk/RZplwuGsmHI/AAAAAAAAAIE/bWNz57Xucog/s1600/billuryazgan1gk7.jpg)
UMARIM BEĞENİRSİNİZ...
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
ÇOBAN ÇOCUĞU Bir zamanlar her soruya insanı şaşırtacak cevaplar veren akıllı bir çoban çocuğu varmış. Şöhreti etrafa öyle yayılmış ki, kral da merak edip çocuğu saraya davet etmiş: “Sana üç soru soracağım.” demiş. “Birinci sorum şu: Dünyadaki bütün denizlerde kaç damla su vardır?” “Haşmetli kralım...Yeryüzündeki bütün ırmakların akışını durdurun bir süre...Ben sayarken yanlış olmasın. Sonra ben size denizlerde kaç damla su olduğunu söyleyeceğim...” Bu akıllıca cevaba hayret eden kral ikinci soruyu sormuş: “Gökyüzünde kaç yıldız vardır?” Çoban çocuğu: “Bana büyük bir tabaka kağıt verin.” demiş. Kağıt getirilince, üzerine sayılamayacak kadar nokta koymuş.Sonra kağıdı krala uzatarak: “Bu kağıdın üzerinde ne kadar nokta varsa gökyüzünde de o kadar yıldız vardır.Sayın inanmazsanız.” demiş. Kral son soruyu sormuş: “Sonsuzluk nedir?” “Bizim köyde bir dağ vardır. Yüksekliği, genişliği, uzunluğu tam bir saat çeker.Oraya yüzyılda bir kuş gelir ve gagasını bir kayaya sürter. Bütün dağ yok oluncaya kadar, sonsuzluğun yalnız bir saniyesi geçmiş olur.Gerisini siz hesaplayın...” Çocuğun zekasına hayran kalan kral: “Sen bütün sorduklarıma bir bilgin gibi cevap verdin.Şimdiden sonra benim sarayımda oturacak ve öz oğlummuş gibi saygı göreceksin.” demiş. |

1/7/2006 - ASLA YALAN SÖYLEME |
|
ASLA YALAN SÖYLEME Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı. Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek; -Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum...dedi. Annesi ise; -Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem. Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi; -Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır. Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı. Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdulkadir’in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye; -Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk? Abdulkadir; -Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu; -Doğru mu söylüyorsun? Abdulkadir: -Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var. Eşkıya meraklandı. Abdulkadir’i elinden tutup reislerine götürdü. Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı; -Senin 40 altının varmış, doğru mu bu? Abdulkadir; -Evet doğru. Reis; -Söyle bakalım. Onu nereye sakladın? Abdulkadir; -Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı. Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı. Reis hayretle sordu; -Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık. Abdulkadir; -Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz? Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek; -Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak? Sonra şöyle devam etti: -Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu.Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmediği işleri yapmayacağım. Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan; -Reisimiz, biz senden ayrılmayız.Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler. Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler. Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
fıkralar-1
fıkralar-2




Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


Koalaların, vücut tasarımları bulundukları çevrede ihtiyaçları olan kusursuz detaylara sahiptir. Örneğin kol ve pençeleri geniş gövdeli okaliptüslere kolaylıkla tırmanmalarını sağlar, ön ayaklarındaki ilk iki parmakları ise diğer üç taneden ayrıktır. Kendi elimizi düşünürsek, iki tane baş parmaklarının olduğu söylenebilir. Arka ayaklardaki baş parmaklar da diğerlerinden ayrıktır ve diğer dört parmak gibi keskin pençelere sahip değildir. Diğer parmaklardan farklı olan bu baş parmaklar daha küçük dallara tutunmayı sağlar.
Pençeleri ağaçların yumuşak ve düzgün gövdelerine çengel gibi saplanabilen koalaların, dört ayağı da, tıpkı bizim bir sopayı kavramamız gibi ağaç dallarını rahatlıkla kavrayabilir ve dallara sarılarak koalanın tırmanmasını sağlar. Ancak koalaların sahip oldukları özellikler bunlarla sınırlı değildir. Koalaların diğer özellikleri ise şöyledir:
Okaliptüs yaprakları yüksek miktarda lif ve çok az da protein içerir. Bu yapraklarda güçlü kokulu yağlar, fenolik bileşimler ve birçok memeli için yenilemez hatta zehirli olan siyanür niteliğinde maddeler de bulunur. Başka hayvanlar için zararlı olan bu maddeler koalanın vücudunda zehir etkisini kaybeder. Çünkü koala, çok özel bir anatomisi ve fizyolojisi olan bir sindirim sistemine sahiptir. Bu özelliği ile "Minyatür Bir Biyokimyasal Fabrika" benzetmesi yapılabilir.
Tıpkı diğer otçul memeliler gibi koala da okaliptüslerin ana maddesi olan selülozu sindiremez. Ancak bu işlemi, onun için selülozu sindirebilen ve koalanın körbağırsağında yaşayan mikro organizmalar yaparlar.
Koalanın kör bağırsağı, kalın bağırsağına açılır ve çok büyüktür. Öyle ki körbağırsak, bağırsağın toplam uzunluğunun yaklaşık %20'sini oluşturur. Uzunluğu 1.8 ile 2.5 metre arasındadır.
Körbağırsak koalanın sindirim sisteminin en ilginç parçasıdır. Yaprakların sindirim sisteminden geçişi burada geciktirilir. Bu gecikme sayesinde körbağırsaklardaki mikro organizmalar faaliyete geçerek selülozu koalanın faydalanacağı hale getirirler. Bu haliyle koalanın kör bağırsağı biyokimyasal bir fabrikaya benzetilebilir. Selüloz bu fabrikada işlenirken, yağlar ve zehirli niteliğe sahip kimyasallar (fenol bileşikleri) başka bir fabrikada yani karaciğerde süzülmeye uğrayarak etkisiz hale gelirler.
Bilindiği gibi koalanın tek besin kaynağı okaliptüs yapraklarıdır. Bu ise hayvanın karbonhidrat gereksinimini tümüyle mikro organizmaların selülozu sindirmesiyle karşılaması demektir. Bu durum, mikro organizmalar olmadan koalaların yaşamasının mümkün olamayacağını açıkça göstermektedir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı